Kalu Belada Ne Söz Verdik? Bilimin Merceğinden Manevi Bir Soru Bazı sorular vardır ki yüzyıllardır sorulur, ama hâlâ cevabı tam olarak bilinmez. “Kalu belada ne söz verdik?” de bunlardan biridir. İnançlı biri için bu, varoluşun başlangıcında verilen bir ahittir; meraklı bir araştırmacı içinse, bilincin kökenine dair büyüleyici bir metafor. Bu yazıda konuyu dini değil, bilimsel bir mercekten ele alacağız. Yani “kalu bela”yı bir inanç dogması olarak değil, bilimin bilince, hafızaya ve insanın doğuştan getirdiği eğilimlere dair bulgularıyla birlikte düşünelim. — Kalu Bela Nedir? Kavramın Kökeni “Kalu bela” ifadesi Arapça kökenlidir. “Elestü bi-Rabbikum (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)” ayetinden gelir (A’râf…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Güler Misin Ağlar Mısın? Nasıl Yazılır? Türkçede sıkça karşılaşılan dil bilgisi hatalarından biri, “güler misin ağlar mısın” ifadesinin doğru yazımıyla ilgilidir. Bu cümle, birçok kişi tarafından yanlış bir şekilde yazılmakta ve bu da dilin doğru kullanımına dair tartışmaları gündeme getirmektedir. Peki, “güler misin ağlar mısın” ifadesi gerçekten nasıl yazılmalı? Bu yazıda, hem dilbilgisel açıdan doğru kullanımını hem de tarihsel arka planını inceleyeceğiz. Güler Misin Ağlar Mısın: Dilbilgisel İnceleme Türkçede bağlaç olan “mi” ve “mı” kullanımı, genellikle kafa karıştırıcı olabilir. Bu, özellikle soru cümlelerinde dilbilgisel doğruluğu etkileyen bir durumdur. “Güler misin ağlar mısın” gibi ifadelerde doğru yazım biçimi, “güler misin, ağlar…
Yorum BırakGöz Altını Ne Kapatır? Toplumsal Normların Gölgesinde Bir Güzellik Pratiği Bir sosyolog olarak günlük hayatta karşılaştığımız en sıradan soruların bile, aslında ne kadar derin toplumsal anlamlar taşıdığını fark etmek her zaman dikkat çekicidir. “Göz altını ne kapatır?” sorusu, ilk bakışta makyaj raflarında cevabını aradığımız basit bir estetik mesele gibi görünür. Ancak bu sorunun ardında, toplumsal yapıların bireyler üzerindeki görünmez baskıları, cinsiyet rollerinin şekillendirdiği güzellik normları ve kültürel pratiklerin iç içe geçmiş katmanları vardır. Bu yazı, göz altı kapatma eylemini sadece kozmetik bir müdahale değil, aynı zamanda sosyolojik bir gösterge olarak ele alır. Toplumsal Güzellik Kodları ve Görünürlük Politikası Göz altlarını…
Yorum BırakGurme Hangi Dil? Tat Almanın Psikolojisine Dair Bir Yolculuk Bir psikolog olarak, insanların “lezzet” karşısındaki davranışlarını anlamaya çalışırken hep şu soruya takılıp kalırım: Gurme hangi dil konuşur? Bu sadece damakta yankılanan bir tat meselesi değil, aynı zamanda zihnin karmaşık dilinde çözülen bir deneyimdir. Gurmelik, fiziksel bir duyudan çok, bilişsel, duygusal ve sosyal süreçlerin birleştiği bir algı haritasıdır. İnsan beyni, bir lokmayı yalnızca tat olarak değil, anlam, anı ve kimlik bileşenleriyle yorumlar. O hâlde “gurme” aslında hangi dili konuşmaktadır: damak mı, zihin mi, yoksa toplumun dili mi? Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Tat Bir Düşünce Biçimi Bilişsel psikoloji, gurmeliği yalnızca tat alma eylemi…
Yorum BırakHiragana mı Katakana mı? Japonca’nın İki Yüzü, Tek Melodisi Japonca yazı sistemine ilk adımı attığınızda sanki iki eski dostla tanışıyorsunuz: biri kıvrak, yumuşak ve akıcı (hiragana), diğeri köşeli, net ve vurucu (katakana). İkisi de aynı heceleri söyler ama farklı hisler uyandırır. Bu yazıda, “Hiragana mı katakana mı?” sorusunu yalnızca “hangisini önce öğrenmeliyim?” düzeyinde bırakmadan; kökenlerine, bugünkü kullanımlarına ve gelecekte teknolojiyle nasıl evrilebileceklerine birlikte dalacağız. Kahvenizi alın, bir grup arkadaş gibi konuşalım ve sonunda kararınızı kendiniz verin. Kökenler: Man’yōgana’nın Çocukları, Heian’ın İkizleri Her iki kana da (hiragana ve katakana), Çin karakterlerinin fonetik kullanımına dayanan man’yōganadan türedi. Hiragana, Çin karakterlerinin akıcı “çizgiye…
Yorum BırakBir Şeyin Niteliği Ne Demek? Öğrenmenin Derinliklerinde Bir Pedagojik Yolculuk Bir Eğitimcinin Samimi Girişi Bir öğrencimin bir gün bana sorduğu şu cümle hâlâ zihnimde yankılanır: “Hocam, bir şeyin niteliği derken aslında neyi kastediyoruz?” O an fark ettim ki, öğrenme sadece bilgi edinme değil; bilgiyi anlamlandırma, kavramların özüne inmektir. Öğrenmenin dönüştürücü gücü, işte tam da bu sorgulamada saklıdır. Çünkü bir şeyin niteliğini anlamak, yüzeydeki bilgiden derin anlamlara geçmeyi gerektirir. Bu yazıda, pedagojik bir mercekten “bir şeyin niteliği” kavramını ele alarak öğrenme süreçlerinin iç yüzüne bakacağız. “Nitelik” Kavramını Anlamak: Ne Olduğu Değil, Nasıl Olduğu Eğitim bilimlerinde “nitelik”, bir şeyin doğasını, karakterini, özünü…
Yorum BırakAmasya Kaç İlçesi Var? Bir Filozofun Zihninde Coğrafyanın Metafiziği Bir Filozofun Düşünsel Yola Çıkışı Bir filozof olarak bazen en sıradan soruların en derin anlamları taşıdığını fark ederim. “Amasya kaç ilçesi var?” sorusu, ilk bakışta sadece bir bilgi arayışı gibi görünür. Ancak aslında bu soru, bilginin doğası, varlığın sınırları ve insanın anlam arayışı üzerine büyük bir düşünsel kapı aralar. Çünkü sayıların, sınırların ve coğrafyanın ötesinde, bir kentin kimliği, insanın varoluşuyla paralel ilerleyen bir bilinç formudur. Bilginin Doğası Üzerine: Epistemolojik Bir Bakış Epistemoloji, yani bilginin felsefesi, bize her bilginin kaynağını ve geçerliliğini sorgulamayı öğretir. Amasya’nın altı ilçesi olduğunu söylediğimizde — Merkez, Suluova,…
Yorum Bırakİnsan Gırtlağı Kaç Boğumdur? Antropolojik Bir Perspektif Kültürlerin Çeşitliliği ve İnsan Vücudu: Gırtlak ve İletişim Bir antropolog olarak, kültürlerin çeşitliliği beni her zaman büyülemiştir. İnsanlar, bedenlerini sadece hayatta kalmak için değil, aynı zamanda kimliklerini, toplumsal yapılarını ve inançlarını yansıtmak için de kullanırlar. Bu yazı, insan vücudunun bir parçası olan gırtlak ve onunla ilişkili toplumsal semboller üzerinden, farklı kültürel bağlamları incelemeyi amaçlıyor. Gırtlak, yalnızca bir biyolojik yapı değil, aynı zamanda insan kimliğini ve iletişimini şekillendiren bir araçtır. Peki, insan gırtlağı kaç boğumdur? Biyolojik açıdan bakıldığında, gırtlak, sesin üretildiği ve yutmanın gerçekleştiği bir bölge olarak yalnızca bir organ olarak tanımlanabilir. Ancak antropolojik…
8 YorumGökdelenler Neden Camdan Yapılır? Ekonomik Bir Bakış Bir ekonomist için her mimari tercih, aslında bir kaynak dağılımı ve fırsat maliyeti meselesidir. Camdan yapılmış bir gökdelen yalnızca estetik bir tercih değil, küresel ekonominin görünür sembollerinden biridir. Kaynakların sınırlı, talebin ise sınırsız olduğu bir dünyada, her mimari karar ekonomik bir mesaj taşır. Peki, gökdelenler neden camdan yapılır? Bu sorunun cevabı; maliyet, verimlilik, statü ve piyasa dinamiklerinin kesiştiği noktada gizlidir. Cam Cephelerin Ekonomisi: Maliyet ve Getiri Dengesi İlk bakışta cam cepheler pahalı bir yatırım gibi görünür. Ancak uzun vadeli ekonomik analizler, bu tercihin enerji verimliliği, doğal ışık kullanımı ve bakım kolaylığı gibi nedenlerle…
6 YorumUlusal Hakemli Ne Demek? Akademiden Topluma Açılan Bir Pencere Bilgiye olan güvenimiz, aslında o bilginin nasıl üretildiği ve nasıl denetlendiğiyle doğrudan ilişkilidir. Akademik dünyada bu güveni sağlayan en temel mekanizmalardan biri de “hakemlik” sistemidir. Peki, “ulusal hakemli” ne demek? Bu kavramı sadece akademik bir prosedür olarak değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet ekseninde düşündüğümüzde, çok daha derin anlamlar taşır. Gelin, birlikte bu kavramı farklı açılardan ele alalım. Ulusal Hakemli Dergiler Nedir? Akademik dünyada “ulusal hakemli dergi”, Türkiye’de yayımlanan ve yayımladığı makaleleri uzmanlar tarafından incelettiren bilimsel dergiler anlamına gelir. Yani bir araştırmacı bir makale yazar, gönderir ve alanında uzman hakemler…
Yorum Bırak