Sel ve Taşkın Riskini Ne Artırır? Tarihsel Bir Perspektiften Analiz Geçmiş, bugünü anlamamıza yardımcı olur; çünkü her olay, sadece kendi anında değil, geleceği şekillendiren bir damar gibi işler. Sel ve taşkınlar, tarih boyunca toplumları defalarca etkileyen, toplumsal ve çevresel dönüşümlerin birer göstergesidir. Bu yazıda, sel ve taşkın riskini arttıran faktörlerin tarihsel arka planını inceleyecek, geçmişteki önemli dönemeçlere ve toplumsal dönüşümlere odaklanarak, bu olayların nasıl şekillendiğini ve bugünkü dünyamızda nasıl bir iz bıraktığını keşfedeceğiz. Sel ve Taşkınların Tarihsel Yansıması Sel ve taşkınlar, insanlık tarihi kadar eskidir ve çoğu zaman toplumsal yapıları derinden etkilemiştir. Yunan tarihçisi Herodot, MÖ 5. yüzyılda Nil Nehri’nin…
Yorum BırakYolculuk ve Keşif Yazılar
Bir sabah işe giderken birden başımda bir ağrı hissettim. O an, kafamı çevirdiğimde kulağımda bir sıcaklık fark ettim. “Acaba kulakta ateş kaç olmalı?” diye düşündüm. Bir yandan da, başımın neden bu kadar ağrıdığını, bu sıcaklığın ne anlama geldiğini sorgularken, bu sorunun cevabını bulmak için derinlere inmeye karar verdim. Kulakta ateş, aslında neyi gösteriyor? Hangi durumlarda normaldir, hangi durumlarda endişe edilmelidir? İşte tam da bu noktada, kulaktaki sıcaklık hissinin bilimsel ve tıbbi anlamını keşfetmeye başlıyoruz. Kulakta Ateş ve İnsan Vücudunun Duyusal Yanıtları Kulak, vücudun karmaşık ve hassas bir organıdır. Kulakta ateş hissetmek, çoğu zaman enfeksiyon ya da vücudun bir şekilde tepki…
Yorum Bırakİslamiyette Dua: Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektifinden Felsefi Bir İnceleme Giriş: İnsanın İçsel Arayışı Birçok düşünür, insanın doğasında var olan sorulara cevap arayışını insani bir özellik olarak kabul eder. “Gerçek nedir?”, “Varoluşun amacı nedir?” gibi derin sorular, insanın varlıkla olan ilişkisinin temelini atar. Ancak bu soruların arasında bir soru vardır ki, her insanın zihninde bir şekilde yankılanır: “Bana kim ya da ne yardım edebilir?” Bu soru, insanın yalnızlık hissiyle yüzleştiği ve varoluşsal kaygıların derinleştiği anlarda sıkça sorulur. Dua, bu soruya karşı bir cevap olarak, insanın içsel dünyasında bir köprü kurma, varoluşsal belirsizliklerle başa çıkma çabasıdır. İslamiyet’te dua, sadece bir inanç…
Yorum BırakÇarşamba Hangi İlde? Felsefi Bir Sorgulama “Zaman, bir çizgide mi ilerler yoksa dairevi bir hareket mi yapar?” Bu soruyu kendimize sormadan bir günümüz bile geçirebilir miyiz? Zamanın akışını, içindeki bir günü veya haftayı anlamak, aslında hayatın anlamını anlamakla iç içedir. Peki, bir günün ismi, bir haftanın günü, örneğin “Çarşamba,” gerçekten var mıdır? Yoksa yalnızca bir sembol müdür? Ya da zamanın geçtiğini sadece insanlar mı hisseder, yoksa o gerçekten var olan bir gerçeklik midir? Bu yazı, Çarşamba’nın hangi ilde olduğu sorusuna takılmaktan çok, zamanın, mekânın ve gerçekliğin ontolojik, epistemolojik ve etik bağlamda nasıl şekillendiğini sorgulamaya yöneliktir. Ontoloji: Gerçeklik ve Zamanın Yapısı…
Yorum BırakTübitak Bilim Olimpiyatları: İktidar, Eğitim ve Demokrasi Arasında Bir Yansıma Bir sınavın süre sınırı, neyi ölçer? Zaman, bir bakıma, öğrenme süreçlerinin ve sınavların arkasındaki güç dinamiklerinin bir metaforu olabilir. Ancak sadece zamanı değil, eğitimdeki rolünü, devletin bu alandaki meşruiyetini, toplumsal katılımı ve bireysel özgürlükleri de tartışmak gerekir. Bu yazıda, Tübitak Bilim Olimpiyatları sınavının ne kadar sürdüğünü sorarken, eğitimin, sınavların ve yarışmaların arkasındaki iktidar ilişkilerine, toplumsal yapıya ve demokrasinin evrimleşen anlayışına nasıl etki ettiğini de sorgulayacağız. Tübitak Bilim Olimpiyatları, Türkiye’de bilimsel ve akademik başarıyı kutlamakla kalmaz, aynı zamanda bilimsel düşünceyi teşvik eder. Ancak, bu tür etkinlikler sadece bireylerin zekâlarını ve yeteneklerini…
Yorum BırakDizeler Neyi Oluşturur? Şiirsel Bir Keşif Bir sabah yürüyüşünde, rüzgarın hafifçe yüzünüze dokunmasıyla birden aklınızda bir kelime belirir. Belki de bir düşünce, bir hayal, ya da sadece bir duygunun kıpırtısı. O an, sanki tüm dünya bir dizede birleşiyor gibi hissedersiniz. Hangi dizeler, bu dünyayı anlamamıza yardım eder? Şiirin gücü gerçekten nerededir? Bu soruların arkasında, edebiyatın ve dilin büyüleyici bir gücü yatıyor. Çünkü dizeler yalnızca sözcüklerden oluşmaz; anlamlar, hisler, izlenimler ve sesler de barındırır. Peki, dizeler neyi oluşturur? Onlar sadece bir dilsel yapı mı, yoksa daha derin bir anlam dünyasının kapılarını mı aralar? Dizelerin Yapısı: Sadece Kelimelerden Mi İbarettir? Şiir, her…
Yorum BırakFonksiyonlarda GOF Nedir? Felsefi Bir Mercekten Bakış Bir sabah uyandığınızda, hemen etrafınızdaki dünyayı algılamaya başlarsınız. Gözleriniz, çevrenizdeki nesneleri tanımak için bir dizi işlevsel mekanizma ile çalışır. Bu algı, bizim dünyaya dair temel bilgi edinme yolumuzu şekillendirir. Ancak şunu sormak gerek: Gerçekliği nasıl algılarız? Hangi unsurlar, bizim varlık dünyamıza dair doğru bilgi edinmemizi sağlar? İnsanoğlu, bu tür sorularla, yalnızca nesneler ve olaylar arasında nedensel bağlar kurmakla kalmaz; aynı zamanda algısının, bilgisine, deneyimine ve etkileşimine dayandığını da kabul eder. Buna benzer bir sorgulama, yazılım dünyasında da varlığını sürdürüyor. Fonksiyonlar, yazılımın temel yapı taşlarıdır ve bir fonksiyonun doğruluğunu veya uygunluğunu belirlerken kullandığımız bir…
Yorum BırakŞahmeran Kur’an’da Var Mıdır? Siyaset Bilimi Çerçevesinde Bir Analiz Siyaset, güç ilişkilerinin, toplumsal düzenin, ideolojilerin ve kurumların etkileşiminden doğar. Günümüzde bu etkileşimler, bireylerin devletle, toplumla ve birbirleriyle kurdukları ilişkiyi şekillendirirken, meşruiyet ve katılım gibi temel kavramlar etrafında döner. İnsanlık tarihinin en eski metinlerinden biri olan Kur’an, bu bağlamda bir hükümetin, toplumsal yapıların ve bireylerin davranışlarının nasıl şekilleneceği hakkında çeşitli öğretiler sunar. Peki, Şahmeran, tarihsel ve kültürel bir figür olarak bu sürecin neresine yerleşir? Bu yazıda, Şahmeran figürünü Kur’an’ın siyasal öğretileriyle karşılaştırarak toplumsal yapılar, iktidar ilişkileri ve insan doğası üzerine derinlemesine bir analiz yapacağız. Şahmeran ve İktidar: Mitlerden Gerçekliğe Şahmeran, halk…
Yorum BırakBir Antropoloğun Gözünden: İnsan Vücudu ve Elektrik Üretimi Kültürler ve toplumlar, insanın doğasına dair birçok farklı bakış açısı sunar. Antropolojiye olan ilgim, yalnızca kültürlerin çeşitliliğini anlamakla kalmayıp, insanın biyolojik yapısının da bu kültürel dinamiklerle nasıl iç içe geçtiğini keşfetmeme olanak tanır. İnsan vücudu, sadece biyolojik bir organizma değil; aynı zamanda ritüellerin, sembollerin, toplumsal yapının ve kimliklerin şekillendiği bir alan. Peki, ya elektrik? İnsan vücudu, yaşamını sürdürebilmek için elektriği nasıl üretir? Vücudun elektriksel işleyişi, yalnızca biyolojik bir olgu olmanın ötesinde, bir çok kültürel anlam taşır. İnsan vücudunun elektrik üretimi, yalnızca bilimsel bir mesele değil; topluluklar, ritüeller ve kimlikler arasındaki ilişkilere dair…
Yorum BırakVücuttaki Ağır Metallerin Zararları: Pedagojik Bir Bakış Öğrenme, sadece bilginin aktarılması süreci değildir; aynı zamanda insanın dünyayı nasıl algıladığını ve ona nasıl tepki verdiğini yeniden şekillendiren, dönüştürücü bir güce sahiptir. Eğitim, insanın kendi bedenini, çevresini ve sağlığını anlama yolculuğunda bir rehber olabilir. Ancak bazen, bu yolculuk sırasında karşılaştığımız engeller, farkında olmadığımız tehlikelere dönüşebilir. İşte vücuttaki ağır metallerin zararları da, öğrenme sürecimizin bir parçası olarak ele alınması gereken kritik bir konu. Bu yazı, bu zararlı maddelerin sağlık üzerindeki etkilerini, öğrenme teorileri ve pedagojinin toplumsal boyutları çerçevesinde tartışmayı amaçlıyor. Ağır Metallerin Vücutta Oluşturduğu Etkiler: Pedagojik Bir Perspektif Ağır metaller, vücudumuza farklı yollarla…
Yorum Bırak